Yıllık Yazıları

(AMG ses tonuyla okuyunuz lütfen) Kendi yıllık yazılarım için ne güzel isim kaptım ha.

Benim için yazılmış hiç bir kelimeyi kaybetmemek için, bana yazılanları kelimesi kelimesine buraya yazacağım.
- Evet abi egomu tatmin etcem ne var? -
Ben bu sayfayı hiç kaybetmeyeceğim çünkü. Özellikle de bu yazıları okuyup, oley be büyümemişim diyebilmek istiyorum. It is a challenge.

Kısaca hiç okumayın buradaki yazıları bence, vakit kaybı olur sizin için.

Sevgili Okan,

Sevgili Okan Bana kalbin kadar temiz…. Şaka şaka yıllık yazını geç de olsa yazıyorum.Açıkçası şu 3 yılda iyisiyle kötüsüyle çok şey yaşadık çoğunluğu iyiydi. aramızın bozulduğu da oldu. Ama her arkadaşlıkta olur böyle şeyler. Şimdi düşündüğümde bana çok şey öğretin. Şu an olduğum insanda büyük bir payın var. Her zaman takılmaktan zevk aldığım , yanında rahat davranabildigim bir insansın ve hep öyle olacaksın. Abi açıkçası sen benim için bayan arkadaştan öte bir şeysin, bildigin bir abi gibi falan görüyorum seni öyle yaş farkı çok uzak abilerden değil daha kankavari(nasıl bir tabirse artık) bir şey. Yani sen gidince elbette bir şeyler eksilecek değişecek ama sonuçta ölmüyorsun. Almanya dünyanın öbür ucu değil. Paskalya’da atlar gelirsin. Bu arada yapacağın oyunun bir kopyasını isterim. Hani her derdimi paylaşabileceğim birisin kısaca cansın(Çelik olan değil). Keşke kalsaydın da liderlik yapsaydın. Ama herhalde öteki liderlerle aran bozulurdu “Okan izci grubu” falan kurardık. Bu arada vedada yazdığın yazıyı da unutmadım. Ne unutulması oğlum kim unutacakmış seni? İsim ver bana kim? Ya şaka bir yana şu ana kadar tanıdığın herkese büyük bir iz bıraktın herhalde(Ekin de yardım etti sağolsun(!)). Asıl sen bizi unutma orada Alman kankalarla ortamdan ortama, koddan koda akarken. Bir de git adam gibi bir RPG yap, benim böyle bir Dragonage kadar uğraşacağım. Neyse abi uzattıkça saçmalayacağım. Hem her şeyi yazmaya ne gerek var ? Bu arada gidiyorum diye de üzülme. Unutma ne demiş atalarımız : Sıkma tatlı canını… Görüşürüz abi Uygar

Bitti;

Okan,

Al abi, sana yazılan yıllıklardan alıntılar koydum buraya. Yazıların tamamı var zaten sende. Unutmamışsındır ama yine de hatırlatayim: ielyillik.tumblr.com. Hayat oyununun lise sahnesininde doğaçlama oynadığın rolün sonuçları bunlar. Şimdi neredesin, ne yapıyorsun bilmiyorum ama, buraya kendini hatırlamak için geldiysen, hatırlayıp hayatını düzeltmeden gitme. Sana bir “kardeş tavsiyesi”: Hayatından keyif al.

Okan Ağca ‘12

Hız düşkünü bir alkolik olduğunun ben de farkındayım. Kaybedensin Okan, loser’sın.

Yağmur Ersoy

Yaşanmışlar, paylaşılanlar, anlatılacaklar ne kadar fazla olursa olsun insan yine de söyleyecek söz bulmakta zorlanıyor bazen.

İzel Çelik

İlginçtir ama ilk başta beni cezbetmeyen şeyler vardı. Ama bunun nedenini biliyorum sanırım. Bana benzediğin için sevememiştim başta seni.

Hasan Kaya

Düşünüyorum da, biz biraz geç tanışmışız. Yani seni diğer onuncu sınıflardan ayırt edebildiğim zaman ilk senemin ocak ayıydı sanırım. Ki bana gülmüştünüz ve üzerimde yarattığın etki fenaydı o zamanlar.

Hira Yiğit Demirkol

İlk uçuş deneyimim, ilk Almanya maceram, ikinci Almanya maceram, İstanbul’un daha önce görmediğim yerleri ve daha nicesi… Tüm bunları tecrübe ederken yanımdaydın, neşeme neşe katıp derdime ve mutluluğuma daima ortak oldun. Güldük beraber, gözlerimizden yaşlar süzülene kadar güldük, güldük (Hatta sen gülmekten yerlere bile düştün; Zeynep’in dizlerinin boşaldığı anları söylemiyorum bile)! Ama sadece gülmedik, ağladık da… Ağladık, gözyaşları olmadan da ağladık. Hem zaten kimin ihtiyacı var ki gözyaşlarına? Yanımda dostum olduktan sonra benim ihtiyacım yok onlara… Geldikleri gibi de giderler zaten ;)

Caner Özer

Hazırlığın son günlerinde, Austausch toplantısı sırasında biz daha birbirimizi tanımıyorken Irmak’ın “Makası atsana!” diye seslenmesi ve benim o an aklımdan geçenin senin sesinle çevrede duyulması; budur aklımda seninle ilgili en eskiye giden anım.

Göksu Yıldırım

Austausch’la Hamburg’a gidişimiz, oradaki okul koridorlarında“Esel” oynayışımız, Nordsee’yi Şebo şarkılarıyla çınlatmamız, iftarımız, bilardo, guitar hero, doğumgünleri… Bir ortamda en çok eğlenen insanlardan olmayı başarabilen, oyunlar konusunda uzman, güleryüzlü, esprili, kafadengi olan “sen”i özellikle de oratlığı inleten kahkahalarını nasıl unutabilirim ki? :D

Şimal Parlak

Öncelikle gerçekten kızıyorum, daha önce hayatıma girmediğine, daha önce tanışmadığımıza. Çünkü şu bir ayda, hayatıma o kadar renk kattın ki. Anlatacak, paylaşacak çok şeyin varmış gibi, ve ben hepsini bana anlat istiyorum.

Gonca Yılmaz (Burnuna dokunduğunda gülen kız)

Okan ya; süpersin, iyisin, hoşsun, cesaret veren, umutlandıran, pes etmeyi önleyen, mutlu eden, süper kahraman gibi cool bir şeysin. Gömleklerine de bayılıyorum ayrıca. Eğlenceli, mutlu, küçük bir çocuk yutmuşsun. Tavanı kırmızı, duvarlarında ayak izi olma ihtimali olan, içinde gramafon  ve mini buzdolabı olan bir odan var sanırım senin. Bir de çok güzel gülüyorsun ya sen, insanı mutlu ediyor seni gülerken duymak veya görmek.

Yağmur Ersoy

Kimi insanlar sürekli sırıtırlar. Bunun muhtelif nedenleri olabilir. Kiminin yüz kasları o şekil gelişmiştir kimi de sadece sırıtmak ister. Sende bu mekanizma baya sağlam işliyor vesselam. Ne zaman görsem suratında mutlu bi’ sırıtış. Pek çok zaman da o sırıtışın çevresinde toplanmış sırıtan insanlar. Ben de o insanlardan biri oldum çok kez, ne mutlu bana.

Emre Şenliyim

Benden bir puan fazla aldığı için (Bio testinde) bana hava atan Okan var. “İki nokta bir doğru belirtir.” diyerek benim “patlamama” neden olan, Zeynep’le bir olup eğlenen Okan var. Geometri dersinde “Bu soru nasıl oluyor bana da anlat” dedikten ve ben anlatmayı bitirdikten 2 saniye sonra arkasını dönüp “Ben şimdi napıcaktım?” diyen Okan var. Anime izleyen Okan var. ÖSS matematik sorularımı çok cool çözen Okan var. Cool Okan var. Atarlı Okan var (Ben bu halini görmedim galiba, ama potansiyel var, eminim korkunçtur :P). Kendine “Manyak mısın?” diye sorulduğunda “Evet!” diyen Okan var. Kaan’a sarcasm dolu bir yazı yazıp, eseriyle gurur duyan Okan var. Lider Okan var. Amaan var bir sürü işte: Okan, bak bu Okan.

Ve biliyorum, oralarda bir yerlerde birkaç Okan daha var =D. Dur 1 dk, birini daha hatırladım:”Balon göğüslü kadın Okan” =D.

Tuba Topaloğlu

Zaten sen çok rahatsın bir kere. Sana bir sorunu dile getirdikten sonra rahatlayıp kendini salmamak mümkün değil. Oh, geniş geniş takılıyorsun. Ortamı da genişletiyorsun, süper bir şey bu. Keşke herkes senin gibi olsa. Strese bağlı hastalıklar minimum olurdu.

Eda Kaya

Sivri zekalı, kocaman sırıtışlı, sözcüklere sığamayacak kadar neşeli… Sürekli gülen çevresine mutluluk saçan her daim pozitif olan harika arkadaşım… O kadar iyisin, o kadar düşüncelisin ki, iyi ki varsın, iyi ki tanımışım seni…

Merve Sengez

İçindeki çocuğu kesinlikle atlayamam. Mutlu olmak için yaşamak gerektiğini, önemli olanın mutlu olabilmek olduğunu kaybetmememi o çocuk sağladı. Fakat o çocuğu şımartma ve o inanılmaz mantığını onun eline verme, çünkü o çocuk bu dünyanın sınırlarını bilmez, başkasının gözünden bakmak istemeyecek kadar bencil ve empati henüz öğretilmemiş ona.

Kutay Yüksel

Odasına astığı Victori Frances puzzle’ı gibi biri aslında Okan. 1000 parçalık bir adam. Bazı parçalar çok renkli olabilir eğlenmesini bilen yönüne denk geldiniz demektir. Karanlık parçalar da var inkar edemem ama bir çok parça net ve keskin. Bir parçayı alıyorsun eline tartıyorsun ağırlığını her biri farklı geliyor. Her parçada farklı yönlerini keşfettiğini düşünüyorsun. Kimi parçalar sadece birleşmeyi bekliyor, aksini düşünse de aslında duygusal biri. Bazı parçalar bağlanmayı bekliyor, dostlarına özellikle. Bazı parçaları ben de anlamıyorum başka puzzlelardan karışma sanki. Çünkü her konuşmanda senden de bir şeyler işleniyor içine. Karışık bir adam aslında. Anlaması da kolay değil biliyorum. Ama her konuşmada binlerce defa konu değiştirirken her defasında bir puzzle parçası daha veriyor size. Her defasında bir parça daha tanıyorsunuz. Ön yargıları yok, dönem kavramı yok, sadece insan olarak değerlendiriyor sizi.

Hasan Kaya

Bana bir kutu çikolatayla hayatın anlamını hatırlatan, elceğizlerimle yaptığım kısırı yeme cesaretini gösteren, bug’ımı bildiği halde kimselere çaktırmayan, bazen gülmekten çenemin ağrımasının tek sorumlusu olan o keratayı hiç unutmadım. (gelecekteki Ece diyor, ben masumum) Bu işin sırrı ne bilmiyorum ama seninle konuşurken kelimeler kendiliğinden çıkıyor ağzımdan, kahkahalar güle oynaya yankılanıyor, derdim tasam uçup gidiyor. Ama en güzeli ne biliyor musun? Sana dostum diyebilmek.

Ece Öztürk

Senin gibi güleryüzlü ve neşeli bir arkadaşa sahip olduğum için oldukça şanslı hissediyorum kendimi. Çünkü yaşam enerjin etrafına da yayılıyor ve bizleri de mutlu ediyor.

Ecem Çavuş

Asıl önemli olan, yürürken dostunu yarı yolda bırakmayacak, güvenilir birini bulmaktır. Henüz 18 yıldır yaşamış olmama rağmen bildiğim tek bir şey varsa o da, gerçek dostların çok az bulunduğudur. Bu nedenle senin gibi bir dostla tanışmış olmak çok mutluluk verici.

Cem Çavuş

Hem çok iyi kalplisin, hem de güzel yemek yapıyorsun, e Okan abim olur musun acaba? :)

Betül Semizoğlu

Beraber vakit geçirmeyi lüks ve hobilerim arasında sayabileceğim bir dost kazandım. Karakterimi düzeltmeme yardımcı oldun, sen yaptın bunu, yapabildin. Kim kimin karakterini düzeltebilmiş ki bu yaşta? Bu özelliğin işte seni sen yapan.

Giray Özşeker

Benim için bir arkadaştan öte oldun, mentorum oldun diyebilirim. Bazen seninle tartışsak da kötü özelliklerimi(zi) bana(bize) söylemen, en sevdiğim özelliğin oldu. Onlara dikkat etmeye de çalışıyorum gerçekten, hayatımı derinden etkileyen, hayatımı iyi anlamda değiştiren nadir insanlardansın.

Mehmet Hakan Kurtoğlu

Yeri geldi abilik yaptın, yeri geldi sırdaşım oldun. İnsanı hep mutlu eden, güldüren, adeta neşe saçan çok özel bir insansın sen (Ayrıca evrim teorisini de kanıtladığından bilim adamları için özel bir deney aracısın). Bu, kararlılığın ve kendine güveninle de birleşince seni marvel kahramanı yapıyor. İyi ki varsın Babiş!

Biricik Kızın İklim Doğan

Seninleyken hem sınırsız eğlenebilmek, hem de her konuda fikir alışverişinde bulunabilmek gerçekten çok güzel. Bir karar almam gerektiğinde çoğu seferinde “Okan ne yapardı acaba?” diye düşünmem üzerimde ne kadar etkin olduğunu kanıtlar sanırım. Umarım mutlu olmak ve hayallerinin peşinde koşmaktaki duruşunu lisede olduğu gibi birlikte vakit geçirdiğin her insana aşılayabilirsin; dünyanın daha iyi bir yere dönüşebilmek için senin gibi insanlara ihtiyacı var çünkü.

Melike Softa

Ancak en önemlisi, seni biraz da olsa tanımış olmaktan, hele bir de öğretmenin olmaktan dolayı ne kadar mutlu olduğum! Seni çeşitli zamanlarda, çeşitli yönlerinle tanımak ve ne kadar sağlam ve güçlü bir kişiliğin olduğunu görmek, bana, geleceğe yönelik sadece umutlarımı değil, inancımı da kaybetmekte olduğum şu günlerde çok önemli bir duygu yaşatıyor. Hem aklı hem de gönlü zengin olan ve prensiplerinden ödün vermeden yaşayabilen senin gibi gençlerin hala var olması, belki de her şey için henüz çok geç değildir diyebilmemi sağlıyor!

Pıtırcık Karayalçın

Beni en kolay anlayabilen insanlardan olduğuna inanıyorum veya sadece kolay işte sana bir şeyler anlatmaya çalışmak. Anlamasan da anladığını var saymak zor değil. Bir de bir sorun olursa, oralarda olduğuna inanmak da kolay. Ayrıca laf söylediğimde alınmayacağına inandığım, bana laf söylerken alınmayacağımı bilen insanlardan birisin. Eğlenirken eğlendiriyorsun işte, yanlış anlaşsak da anlaşabiliyoruz bence.

Yağmur Ersoy

Lise hayatım boyunca bana güven, sevgi, hırs, nefret gibi duyguları AYNI anda yaşatabilen tek insan sensin herhalde Okan. Ben gene de bu 5 seneden çok keyif aldım ve geriye baktığımda kendime iyi ki seni tanımışım diyebiliyorum.

Kaan İlhan

“Keşke şu an yanımda olsa ve yine abuk subuk şeylere gülüp ağlasak, ama sadece olsa…” diyeceğim gün çok yakın. Çok seviyorum seni iyi ki varsın ve de benim için bir tanesin. Konu yıllık olunca çok duygusallaşıyorum, idare et artık.

İrem Mutlu

En önemli dönemlerden birini, kişiliklerimizin şekillendiği dönemin her anını beraber geçirdik biz. Hep yanımda oldun, gerektiğinde bana destek oldun, canımı sıkan bir şey olduğunda aradığım ilk kişi sen oldun. Sendin sebepsiz ağladığımda açıklamaya gerek kalmadan beni anlayan. Beni Bostancı’daki o çılgın oyuncakta bile yalnız bırakmadın. Sadece varlığınla beni teselli edebilen, tüm olumsuzlukları, sıkıntıları unutturabilen, yanımda tek bir kelime dahi etmeden saatlerce sıkılmadan oturabileceğim dostumdun sen. Beş yıl boyunca sabah sınıfa ilk girdiğimde gözlerimin aradığı arkadaşım, biz bitmesine izin vermedikçe dostluğumuz devam edecek, bundan hiç şüphem yok.

İzel Çelik

1 ay içinde bütün sırlarımı paylaştığım biri oldun. İnsanlara verdiğin değer bunun sebebi. Bana bunu yardım ederek gösterdin, başkasına da başka şekilde gösterirsin. Bana verdiğin değer hayatımı değiştirdi.

Hira Yiğit Demirkol

Sana ne kadar teşekkür etsem, ne kadar “iyi ki varsın” desem azdır. Bana kardeşlik (abilik) yaptığın ve yapacağın (peşinen anlaşalım, pes etmek yok) için teşekkür ediyore. Hep böyle 9gagci kuzento olarak kalman dileğiyle…

Öykü Özbal

Siz hâlâ anlamadınız değil mi benim neden Okan’a yazı yazdığımı? Çünkü Okan bütün saçmalıklarına, paradoksları, yok artıklarına, oxymoronlarına rağmen iyi biridir, onu tanımak zevklidir. Okan hayattan zevk alır ve -ehm- aldırır =).

Tuba Topaloğlu

18 olsam da çocuk kalabileceğim fikrinden vazgeçmemi engellediğin için çok teşekkürler, en çok onun için teşekkürler. Hala insanlara pipetle bir şeyler atabileceğimi, parmaklarıma pastil pardon daksil dolayabileceğimi, koridorda bütün gücümle kahkaha atabileceğimi bilmek mükemmel. Eğlencelisin, katlanılabilirsin kesinlikle, bir de sabırlısın. Aslında bu yönünle benim deney faremsin sen.

Yağmur Ersoy

Her başım sıkıştığında, herhangi bir sorunum olduğunda, bana tavsiye verecek insandın sen. Büyük ihtimalle mezun olduktan sonra da öyle olacak. Başkalarının benim hakkımda düşündükleri için bazen benden daha çok önem verdin. Bunu benim için şu ana kadar belki de kimse yapmamıştı. Gerçek dostumsun sen benim, eskimeyecek olan…

Mehmet Hakan Kurtoğlu

Sen kendime “çetin ceviz” kuralını koyduğum için evde kaldığımı kahkahalarla anlatacağım ilk kişi, bir gün yeni bir cheesecake tarifi alırsam deneteceğim usta, Şebnem Ferah konseri varmış hadi hadiii diye karşısına dikileceğim ilk kurban, saçımı kızıla boyatırsam tek suçlusu, bahçemde uzaylı görürsem arayacağım en deli insan, bir gün ıssız bir adada kalırsam pof Okan olsa geyik yapardık diyebileceğim tek dost ve en önemlisi bir gün yolumu kaybedersem köşe başında belirmesine en çok ihtimal verdiğim rehberim, biricik dostum, k5lik insan! İyi ki varsın… :)

Ece Öztürk

İstanbul’dan gidecek olmak, hayallerime yaklaşacak olmak, hayallerimi “yaşayacak” olmak çok heyecan verici geliyor bana. Açık konuşmak gerek: Lise hayallerimin yeri değil. Öte yandan da bir nebze de olsa “vazgeçmek” anlamına geliyor, lisenin bitmesi ve başka bir yolda her şeye devam etmek… En çok üzüldüğüm şey elbette ki arkadaşlarımın ve dostlarımın fiziki anlamda hep yakınlarımda olmalarından vazgeçmek. Peki, senin hayatını kaçıracak olmama ne demeli? Neden sen de tıp, zart zurt okumak istemezsin ki sanki? Neden ben bu kadar bilgisayar özürlüyüm?

Caner Özer

Ümit ediyorum ki yıllar sonra geriye dönüp baktığında bu okulda geçen güzel günleri hatırlarsın ve de en önemlisi; Jonathan Swift’in de dediği gibi, dilerim bütün hayatın boyunca yaşarsın.

Ecem Çavuş

Yıllar sonra bile birbirimizin yakasını bırakmayacağımızı bilsem de ayrılık zor azizim.

Ece Öztürk

BENDEN KURTULUŞUN YOK! Ben yine de başım sıkıştığında, özlediğimde, canım sıkıldığında, aşık olduğumda, “Liebeskummer”’den muzdaripken, ilk bayıldığım ameliyatın ardından, hastalardan ilk korkunç virüslerimi kaptığımda (vs. vs. vs.) seni arayıp başının etini yemek istiyorum ve yaparım, bilirsin!

Caner Özer

Wenn dir das Leben eine Zitrone gibt, mach Limonade draus.

Giray Özşeker

Olur da arada sırada küçük bir tereddüt yaşarsan, bir şey canını sıkar da azıcık rahatlamak istersen; işte o zaman yıllığının tozlu sayfalarını karıştırıver; geride yaşamış olduğun güzel anıları hatırla ki için ısınsın, suratında kocaman bir tebessüm oluşsun.

Cem Çavuş

En kısa zamanda, oynadığım oyunda tanıdık bir aklın ürünü easter egglere rastlamak dileğiyle…

Göksu Yıldırım

“Küçük salak çocuk” sen sakın değişme.

Beni, yaşadıklarımızı her zaman güzel hatırla.

İzel Çelik

Blölölölörp.

Emre Şenliyim

Okycan,

Seninle Asım Kocabıyık Salonu’nda tanışmamızı hatırladıktan sonra birlikte geçen diğer zamanlarımız bir film şeridi gibi geçiyor aklımdan: Austausch’la Hamburg’a gidişimiz, oradaki okul koridorlarında“Esel” oynayışımız, Nordsee’yi Şebo şarkılarıyla çınlatmamız, iftarımız, bilardo, guitar hero, doğumgünleri… Bir ortamda en çok eğlenen insanlardan olmayı başarabilen, oyunlar konusunda uzman, güleryüzlü, esprili, kafadengi olan “sen”i özellikle de oratlığı inleten kahkahalarını nasıl unutabilirim ki? :D Ne zaman görsem 32 dişiyle tüm içtenliğiyle gülen arkadaşım, tüm iyi dileklerim seninle. Umarım hayat senin için bol mutluluk, umut, eğlence dolu yıllar planlamıştır.

Şimal Parlak

10.01.2012

Okan,

Kimi insanlar sürekli sırıtırlar. Bunun muhtelif nedenleri olabilir. Kiminin yüz kasları o şekil gelişmiştir kimi de sadece sırıtmak ister. Kendisi içinde mutludur çoğu zaman. Sırıtarak bu mutluluğu çevreye yaymaya falan çalışır heralde. Sende bu mekanizma baya sağlam işliyor vesselam. Ne zaman görsem suratında mutlu bi sırıtış. Pek çok zamanda o sırıtışın çevresinde toplanmış sırıtan insanlar. Ben de o insanlardan biri oldum çok kez, ne mutlu bana. O kadar konser, ya da başka şeyler. Evini açtın kaç kez bana. Sırıtarak. Ha bi de iPod var ki… Hiç beklemediğim bi anda gelmişti hala etkisindeyim. Çok iyi davranmadım gerçi zavallı alete, büyük ihtimalle seni çok özlemiştir. İleride bi yerde borcumu ödicem merak etme. Bir anda ödeyebilirim borcumu. Yani ayık ol Okan!! Daha bol bol sırıt, nasıl olsa beleş. Blölölölörp.

Emre Şenliyim

09.01.2012

Merhaba Okan.

Sana dedim ben, yazmayayım, 60-70 kelime yazamam diye, dinlemedin. Şimdi kes yapıştır bakalım!

 Öncelikle gerçekten kızıyorum, daha önce hayatıma girmediğine, daha önce tanışmadığımıza. Çünkü şu bir ayda, hayatıma o kadar renk kattın ki. Anlatacak, paylaşacak çok şeyin varmış gibi, ve ben hepsini bana anlat istiyorum. Çünkü daha önce dediğim gibi, benim için yeni bir arkadaşsın ve öyle dolu bir kişiliksin ki, her düşünceni, her fikrini, her yaşadığını bilmek istiyorum  :)

Seni daha önceden tanıyordum tabii, kahkahalarınla, bir sürü insanın herhangi bir şekilde senden bahsetmesiyle falan. Yağmur’un yazısını okudum da, ben de insanlara böyle hissettirmek istiyorum, onları mutlu etmek, eğlendirmek, kendine getirmek, dertlerini unutturmak. Ben de senin gibi biri olmak istiyorum aslında. Hani bana çikolata getirdin ya o gün, ben çok mutlu oldum o zaman. Hem de gerçekten.

 Yılbaşı partisi yapacaktık, yapamadık, ama gelecek yıl yaparız dimi? Hatta illa yılbaşı olmasına gerek yok, herhangi bir parti de olsa olur. Bir de bana sürpriz doğum günü partisi yapacaksın unutma! Ama benim unutmam lazım yoksa sürpriz olmaz. Yağmur’un doğum gününde de sarhoş olmadım ama şımardım ve sen benimle eğlendin, çok güzeldi o. Bu arada benim kadar çok gıdıklanan bir tek sana rastladım, hoşuma gidiyor bu, yalnız değilim ve gıdıklama saldırısına uğradığımda geri saldırı yapabiliyorum haha!  :)

 Şimdi önümüzde 6 ay kadar bir zaman var, onu çok iyi geçireceğiz tamam mı, çünkü benim senden öğreneceğim çok şey var daha. Ben yemek yapacağım daha seninle. Pastane de açacak mıyız? Yağmur yağmadığı bir zaman gelip korkutacağım seni, ayak seslerimi duymayacağın için geldiğimi anlamayıp korkacaksın bu sefer! :) Hem daha ladesten ne kazandığıma bile karar veremedim, bir de kurabiyelerinden yemedim, ohoo! Hadi burada yazımı kesiyorum, nasıl olsa daha ÇOK yazacağım!

Burnuna dokunduğunda gülen kız
08.01.2012

Sayın Okan Ağca’ya,

Sadece anahtar kelimeler kullanarak anlaşmamız, insanların “Türkçe’ye dönün abi!” tepkileri ve sonrasında abartıp konuşmadan anlaşmaya geçmemiz muhteşem bir durum. Hazırlığın son günlerinde, Austausch toplantısı sırasında biz daha birbirimizi tanımıyorken Irmak’ın “Makası atsana!” diye seslenmesi ve benim o an aklımdan geçenin senin sesinle çevrede duyulması: “Makası at mı? Tehlikeli sanki biraz :D.”; budur aklımda seninle ilgili en eskiye giden anım. Buradan belli hani olayın nereye gideceği az çok :D

En sevdiğim şeylerden biri bir durumu değerlendirirken kendimi oradan çıkarıp seni koymak. Böylece sanki kendimden bahsetmiyormuşum, dışarıdan, bir başkasını değerlendiriyormuşum gibi davranabiliyorum, pratikte aynı şey sayılır ne de olsa, ve vardığım sonuç “Peki ben ne yapmak istiyorum?”un da cevabı oluyor genellikle. Hani bazen farklı da oluyor cevaplar, bizi farklı ülkelerde olmaya taşıyacak kadar, paniğe gerek yok, olsun o da :D.

Bazı insanlar var, normalde o kadar zor güvenen bir insan değilmişim gibi, ‘yeterince’ tanımadan güvenebiliyorum, sadece sen onlara güveniyorsun diye. Çok da insanla dost olmadım, sadece insanlar ne tepki verecek merakımızı gidermek için “Kavga mı etsek?” diye konuştuğum…

Fark edildiği üzere çok kopuk gidiyor yazı, seninle ilgili aklımda bir şeyin beni on farklı şeye yönlendirmesi, oradan da yüz diğer konuya atlıyor olması beynimin bunun sebebi. Yapabildiğim derece yerinde tutmaya çalıştığım düşüncelerimi J.

En kısa zamanda, oynadığım oyunda tanıdık bir aklın ürünü easter egglere rastlamak dileğiyle…

Göksu Yıldırım

08.01.2012

Hayatımda var olman benim mutluluk sebebim, “Keşke şu an yanımda olsa ve yine abuk subuk şeylere gülüp ağlasak, ama sadece olsa…” diyeceğim gün çok yakın, olsun bunu bilmiyormuş gibi yapacağım. Çok seviyorum seni iyi ki varsın ve de benim için bir tanesin. Konu yıllık olunca çok duygusallaşıyorum, idare et artık.

İrem Mutlu

23.11.2011

Lise hayatım boyunca bana güven, sevgi, hırs, nefret gibi duyguları AYNI anda yaşatabilen tek insan sensin herhalde Sayın Ağca. Ne sen sor ne ben söyleyeyim yaşadıklarımızın haddi hesabı yok. Ama benim için geçmişteki hatalarımı aynı şekilde tekrarlamadığım sürece geçmişin pek bir önemi yok açıkçası. Her ne kadar arkadaşlığımız inişli çıkışlı olmuş olsa da ben gene de bu 5 seneden çok keyif aldım ve geriye baktığımda kendime iyi ki Okan Ağca’yı tanımışım diyebiliyorum. Gün gelir belki yollar gene kesişir umarım, o zamana dek kendine iyi bak.. En iyi dilekler ve anılar seninle olsun.

Kaan İlhan

02.01.2012

Okan,

Eh, bir şeye nasıl başlamam gerektiğini bir türlü bulamayan biri olduğumu en iyi sen biliyorsun heralde, sonuçta bir şey anlatmam gerektiğinde cümleleri bir türlü toparlayamamalarımı az çekemedin. Ama bu lisedeki hayatımda üzerimde en çok etkiyi bırakmış ve hayatımdaki en güzel bir yılımı geçirmemi sağlamış biri olarak bir yıllık yazısında söyleyebileceklerimden çok daha fazlasın. 9.sınıfın başındayken ilk tanıştığımız Hamburg Austausch’unda bir arkadaşımın “arkadaşı” olarak biliyordum seni yalnızca. O öğrenci değişimi programında hem Caner’i ama özellikle de seni tanıdım ki programdan sonra da devam etti arkadaşlığımız.Sıkıntılı olduğun bir gün okul çıkışında rahat rahat konuşabilmek için size gelir miyim diye sordun, ilk kez bir kişi yalnızca dertlerini dinlemem için zamanımı istemişti benden, ki bunu seve seve kabul ettim çünkü bir arkadaşımın kendisi için bir şey yapmamı istemesi anlamına geliyordu bu ve karşımdaki kişinin beni güvendiği bir arkadaşı olarak gördüğünü gösteriyordu, olma fırsatı aradığım “birinin dostu olma” şansını bana veriyordu! O akşam kafandaki onca şeyi anlatman ve bunlar hakkında görüşlerimi sorman benim için oldukça değerliydi dolayısıyla, ve o muhteşem hissettiğim yılın da başlangıcıydı bir bakıma. Bu noktadan sonra elimden geldiğince bir dost olmaya çalıştım sana; her zaman güvenebileceğin biri olarak yanında olmaya çalıştım, karar veremediğinde fikirlerimi söyledim, yanlış olduğunu düşündüğümde değerlendirmen için doğru yolun da orada olduğunu göstermeye çalıştım. Elimden geldiğince iyi bir kötü gün dostu olmaya çalıştım hep; fakat sanırım bu sırada iyi gün dostu da olabilmeyi biraz atladım. Bunun bozulmasında ikimizin de yanlış tavır ve tutumlarımızın etkisi oldu, suçu tek birimize yükleyemeyiz, ama bir süre sonra senin ihtiyacın olan bir arkadaş olmaktan çıkmıştım ve aynı şekilde devam etmezdi artık. Fakat her ne kadar o eski tadına doyamadığım arkadaşlığımız devam etmese de, benim için oldukça özel bir kişi olmaya devam ettiğini söylemeliyim. Kesinlikle kendine özel bir kişiliğin var. Klasik şekilde özelliklerini sıralamaya kalkmayacağım, fakat benim için en önemlilerini söyleyebilirim. Öncelikle içindeki çocuğu kesinlikle atlayamam. Mutlu olmak için yaşamak gerektiğini, önemli olanın mutlu olabilmek olduğunu kaybetmememi o çocuk sağladı. Kalbindeki o “18 yaşından büyükler giremez” köşesinin işgal edilmesine asla izin verme, bu 32 diş gülümsemenin önemli bir kısmını daima ona borçlu olacaksın çünkü. Fakat o çocuğu şımartma ve o inanılmaz mantığını onun eline verme, çünkü o çocuk bu dünyanın sınırlarını bilmez, başkasının gözünden bakmak istemeyecek kadar bencil ve empati henüz öğretilmemiş ona. O mantığın elindeyken kendisini dünyanın sınırlarının etkilerinden koruyabilir, bunun için yeterince kuvvetli bir silah elindeki, fakat inan bana o çocuğun yalnızca en sevdiği oyuncaklarla odasında oynamasını ve kahkaha atmasını değil de, güzel bir anı yaşadıktan sonra karşısındaki arkadaşıyla gözgöze gelerek birlikte “gülümseyebilmesini” istiyorsan mantığının o çocuğa ebeveynlik yapmasını sağlamalısın. Sahip olacağın çevre bu noktada kuracağın dengeye bağlı olacak hayatının devamında. Umarım mantığına bu konuda yardımcı olmakta benden daha başarılı bir arkadaş bulabilirsin. Bunun yanında, kullandığım kelimeleri değil de kafamdan geçenleri anlayabilen tek insandın, dolayısıyla da beni tam anlamıyla tanıyabilen tek kişiydin. Ve içine hapsolduğum kelimelerden kurtularak içimi dökebilmemi ve kafamı boşaltabilmemi sağladığın için gerçekten minnettarım sana, anlaşılabilmek duygusunu hissedebilmemi sağladın çünkü. Ve tabii ki de ne zaman ihtiyacım olsa, her dönemde, akıl danışabildiğim, bana gerçek anlamda yön gösteren bir “abi” olduğun için. Bu hayatta istediğin noktaya gelmekte sıkıntı çekeceğini hiç sanmıyorum, o kendi yaptığın oyunu oğlunla oynarken kimin daha çok zevk alacağı konusunda bir bahse tutuşabilirim sadece. Söylemek istediklerimin en özü şu: Kafamdaki arkadaşlık kavramının gerçekten var olduğunu gösterdiğin ve yaşattığın için çok teşekkür ederim sana.

Kutay Yüksel

06.01.2012

Sevgili Okan,

Bu yıllık yazısını yazmak aslında oldukça üzücü bir şey benim için, çünkü kısa bir süre sonra, en sevdiğim arkadaşlarımdan biriyle aynı okulda olamayacağımı hatırlatıyor bana.

Senin gibi güleryüzlü ve neşeli bir arkadaşa sahip olduğum için oldukça şanslı hissediyorum kendimi. Çünkü yaşam enerjin etrafına da yayılıyor ve bizleri de mutlu ediyor.

Ne kadar çalışkan biri olduğunu bildiğim için istediğin üniversiteye girebileceğinden hiç şüphem yok aslında. Umuyorum ki üniversitede ve de daha sonra da çalışma hayatında hep mutlu olursun, aldığın kararlardan hiç pişman olmazsın.

Ümit ediyorum ki yıllar sonra geriye dönüp baktığında bu okulda geçen güzel günleri hatırlarsın ve de en önemlisi; Jonathan Swift’in de dediği gibi, dilerim bütün hayatın boyunca yaşarsın.

Ecem Çavuş

01.01.2012